Sivas Katliamı insanlık tarihinde zalimin, yobazın, bağnazın ve eli kanlının alnına kara bir leke olarak yazıldı. Katliamı azmettirenler, yapanlar, seyredenler, saklamaya çalışanlar, adaletten kaçıranlar, “gündelik sıcak siyasetin malzemesi” yapanlar insanlığın ortak vicdanında ve adaletin tapınağında çoktan mahkûm oldular. Bizler elbette ki bu acının bütün yükünü sırtlar, ağırlığına omuz verir ve yitirdiğimiz canların ebedi yasını tutarız. Çünkü adaletin terazisini, insanlığın onurunu koruma ve haktan gayrı taraf olmama yönünde kullanmayı vicdani bir yükümlülük olarak biliriz ve bundan da zerre kadar şaşmayız. Fakat belirtmek isteriz ki 29 yıldır devam etmekte olan yargılama süreci Sivas Katliamı’nın mesuliyetini yananlara yıkma ve katilleri ‘mağdur’ göstermekten öteye geçmiyor. Bu da katliamı meşrulaştırma, sorumlularını aklama ve hatta katilleri affederek, yurtdışına kaçırarak veya görmezlikten gelinerek insanlığına karşı suç işleyenleri ‘masum’ gösterme çabaları ile sonuçlanmaktadır. Bizler tam da bu adaletsizliğin, vicdansızlığın, hukuksuzluğun, pervasızlığın ve hadsizliğin Hüseyni bir duruşla karşısında durmayı ve mücadele etmeyi vicdan terazimiz biliriz. Çünkü vicdan terazisinde katliamda yitirdiğimiz masumlarımız var.

Leave a Comment