Alevilikte Dört Kapı Kırık Makam İlkeleri

Dört Kapıdır, kırk makam

Yüzaltmış menzili var

Onca erene açılır

Velilil derecesi

Yunus Emre

 

Şekilcilkten, dogmalardan ve katı kurallardan uzak; Tanrı-İnsan-Doğa sevgisi, hoşgörü, gönül ve ruh temizliğine dayanan Alevilik (Bektaşilik, Kızılbaşlık), Şeriat, Tarikat,ve Marifet Kapılarından geçip Sırr-ı Hakikat’a giden bir yoldur.

Dört Kapı-Kırk Makam ilkeleri, yüzaltmış menziliyle doğruluğu, temizliği, “nefsine, hiddetine, eline, beline, diline sahip olmayı” daha açık bir deyişle, ilim ve irfan yoluyla eksiksiz ve noksansız kamil insan olmayı emreder. Halk arasındaki ifadesiyle, “şeriatta bu benin şu senin; ne de benimdir.” Hakikat Kapısı senliğin benliğin yok edildiği birlik kapısıdır. Bu makamda “atam gök, anam yerdir.”

Mürşid-i kamil (olgun ve yetkin insan) olmanın manevi aşamaları olan dört kapının (Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat’ın) onardan kırk makamı ve yüzaltmış menzili (mertebesi) vardır. Belli simgelerle ifade edilen Dört kapının anlamı hakkında tasavvuf çevrelerince çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Konuyla ilgili bilgiler, daha çok İmam Cafer Sadık’ın Buyruk ve Hacı Bektaş Veli’nin Makalat adlı yapıtlarında yer almaktadır. Buna göre;

  1. Bab (Kapı): Şeriat Kapısı (eski tanımıyla Alem-i nasut); Beloğlu; simgesi yel’dir.

  2. Kapı: Tarikat Kapısı (Alem-i ceberut) Yol-oğlu; simgesi od’dur. (ateştir)

  3. Kapı: Marifet Kapısı (Alem-i melekut) Atam gök, anam yer; simgesi su’dur.

Kapı: Hakikat Kapısı (Alam-i lahut); İloğlu, kemaloğlu; smgesi topraktır.

 

İmam Caer Sadık’a göre;

  • Şeriat gemir, tarkat denizdir, marifet gavvastır(dalgıçtır), hakikat ise dürr’dür (incidir). Pir olan kimse, gemiye binip tarikat denizinde yüzmesi ve marifette dalgıç olup hakikat incisine erişmesi gerekir.

  • Şeriat yakın olmaktır; tarikat kendini ispatlamaktır; marifet sözün gerçek anlamını bilmektir; hakikat vasıl olmkatır (hakk’a ermektir)

  • Şeriat kulluk etmektir; tarikat bilmektir, marifet ermektir, hakikat görmektir.

  • Şeriat tendir; tarikat ettir; marifet iliktir; hakikat candır.

  • Şeriat işitmektir; tarikat görmektir; marifet anlamaktır; hakikat bilmektir.

  • Şeriat kapıdır; tarikat eşiktir; marifet sövedir (çerçevedir) hakikat kilittir.

  • Ve diğer bir tanıma göre, Şeriat çerağdır; Tarikat fitildir; Marifet yağdır; Hakikat şuledir (ışıktır). İmdi (Şimdi, buna göre) taliplere dahi öyle gerektir ki. Çerağ gibi doğru duralar; fitil gibi yanalar; yağ gibi eriyeler; nur gibi şule vereler. Erenler meydanından dönmiyeler. Tarikat halinde duralar, dahi hakikatten çıkmayalar; mürebbiden, müsahipten dönmüyeler; talip olalar, kalıp olmayalar…

Hakikat dil ile ikrar, kalp ile tasdik, vücut ile ameldir. Hakikat Hak yoludur. Hakikata giren taliplerin külli işleri Hakk’a layık olması gerekir. Diğer bir tanımla, Hakikat doğru rah-ı kadimdir (ulaşılan ezelden beri sürüp gelen doğru bir yoldur) ve hem doğru binadır.

 

Halk arasındaki çeşitli tanımlara göre;

 

  • Şeriat: Enbiyanın yolu; Tarikat: Evliyanın yolu; Marifet: MNefsini bilmek; Hakikat: Hakk’a varmaktır.

  • Şeriat: Din Kur’an; Tarikat: İman; Marifet: İlam; Hakikat: Yapmaktır, görmektir.

  • Şeriat: Muhammed’in kavli; Tarikat: Ali; Marifet: Hasan; Hakikat: Hüseyin’dir.

  • Şeriat: Çırağ (delil); Tarikat: Fitil; Marifet: Yağ; Hakikat: şuledir (ışıktır)

  • Şeriat: doğu; Tarikat: batı; Marifet Kuzey; Hakikat: Güneydir.

  • Şeriat: yel; Tarikat: Ateş; Marifet: Su; Hakikat: Toprak’tır.

  • Şeriat: Musahiplik (kardeşlik); Tarikat: Aşinalık; Marifet:Peşinelik; Haikat: Çiğildaşlı aşamasıdır.

  • Şeriat: İlkokul; Tarikat: Ortaokul; Marifet: Lise; Hakikat: Üniversite’dir.

  • Şeriat abdesti su ile olur. Tarikat abdesti pir elinden biat etmektir. Marifet abdesti nefsini bilip Rabbini tanımaktır. Hakikat abdesti, öz kendi ayıplarını görüp sairlerin ayıbını örtmektir.

  • Şeriat anadan doğmak Tarkat: İkrar vermek (dil ile ikrara vermek kalp ile tasdik etmek); Marifet Nefsini bilmek; Hakikat: Mürşid-i kamil olmak; Hakk’ı kendi özünde, kendi özünü Hak’ta görmek ve Hak ile Hak olmaktır.

 

İnsanın oluşumundaki doğa unsurlarının önemini vurgulayan Hacı Bektaş Veli ibadetleri, yaşam biçimleri ve düşünceleri itibariyle insnaların yer aldıkları makamları şöyle açıklamaktadır:

 

  1. Bölük, abidlerdir (sofular, Tanrı’ya kulluk edenler), Bunlar şeriat kavmidir ve asılları yeldir. Yel hem safi’dir hem de kavi’dir. (hem şifa vericidir hem de kuvvetlidir) Zira ki yel esmeyince daneler samanından ayrılmaz. Eğer yel esmeseydi mecmu-u alem (bütün alem) kokudan helak olurdu… abidlerin taatleri (ibadetleri) namaz, oruç, zekat ve hac’dır. Aruzları: Dünyayı terk etmek ve ahireti sevmektir.

  2. Bölük: zahidlerdir (dini emirlere aşırı bağlı olanlardır) Bunların aslı od’dandır (ateştendir) Bunlar tarikat taifesidir. Od gibi dünü gün yansalar gerektir. Bunların ibadetleri her zaman Allah’ı anmak ve zikretmektir.

  3. Bölük, ariflerdir. Bunlar marifet kavmidir.; aslı su’dandır. Su, hemm arıdır, hem arıtıcıdır. Arifler de hem arıdır (temiz ve saftiır) hem arıtıcıdır. Ariflerin ibadetleri teferkkür (düşünme) ve seyir’dir. (gerçek varlığa ulaşmaktır) Zira kim, cümle nesne canla dirilir can marifetle dirilir. Marifetli can erenler canıdır; marifetsiz can hayvanlar canıdır. Can iki türlüdür. Biri candır, biri can-ı candır.bir nicelerin canı, bir nicelerin teni ölür. Canları ölenlerin tenleri hayatta yaralı, gönülleri hastedır. Tenleri ölüp canları ölmeyen aşıklardır, ariflerdir.

 

Yunus Emre’nin “ölürse tenler ölür, canlar ölesi değil”; “her dem yeni doğarız, bizde kim usanası” dizeleriyle de ifade ettiği gibi, hakikate gerçek varlığa ulaşan aşıkların, ariflerin ruhunun ölmediğini, ölümsüzleştiklerini görürüz. Alevilerde vefat eden bir can için öldü tabiri yerine daha çok “Hakk’a yürüdü”, “Hakk’ın rahmetine kavuştu” , “Kalıp değiştirdi” , “Menziline erdi”, “Ruhunu teslim etti”, “cemale kavuştu” gibi deyimlerin kullanılması işte bundandır. Bu, tenasuh kuramındaki ruh göçünü; ruhun ölmezliğini, Hakk’tan gelir tekrar Hakk’a dönüşünü ifade eder.

  1. Bölük, muhiblerdir (sevener, aşıklar) Bunların aslı topraktandır. Toprak, teslim-i rıza olmaktır. Muhib dahi teslim-i rıza olmaktır. Nitekim Resulullah (s.a.v) buyurur: “Küllü Şey’in yerciu ila aslihé yani her nesne aslına döner, demektir. Bunlar haikat kavmidir.ibadetleri münacat’tır. (Tanrı’yı özü

  2. nde bulmaktır) Eğer muhiblere sorsalar ki “ Tanrı’yı nasıl bildiniz?” muhiblerin yanıtı şudur: “Tanrı’yı kendi özümüzde bildik ve hem kendi özümüzü Çalap Tanrı’da bildik. Sözümüzün delili, şartı budur ki, Hz. Resul buyurur ki: “Men arefe nesehu, fekad arefe Rabbehu” Yani her kim kendisini tanırsa, nefsini, özünü bilirse, Tanrı’yı bilmiş olur.

 

Zira, zahidin 70 yıllık ibadeti arifin bir anlık tefekkürüne (düşüncesine); arifin 70 yıllık tefekkürü ise muhibin bir anlık münacatına (yakarışına) eşittir.

 

Şeriat tarikat yoludur varana / Hakikar marifet andan içeri diyen halk ve Hak aşığı Yunus Emre, İmama Cafer Buyruğu’nda da belirtildiği gibi, şeriatı bir gemiye, hakikatı deryaya benzetmektedir.

 

Şeriatın haberin şer ile diyem işit

Şeriat bir gemidir, hakikat deryasıdır

 

Ol geminin tahtası ne kadar muhkem ise

Deniz mevc uruncağız soyub uşadasıdır

 

Bundan içeri haber dinlegel benden ey yar

Hakikatın kafiri şer’in evliyasıdır

 

Yunus Emre, başka bir şiirinde ise dört kapıyı şöyle tanımlar:

 

Evvel kapı şeriat / emri neyhi bildirir

Yuva günahlarını / her bir Kur’an hecesi

 

İkincisi tarikat / kulluğa bel bağlaya

Yolu doğru varanı / yargılaya hocası

 

Üçüncüsü marifet / can gönül gözün açar

Tutalım olsun sevap / arş’a değin yücesi

 

Dördüncüsü hakikat / ere eksik bakmaya

Bayram ola gündüzü / kadir ola gecesi

 

Bu şeriat güç olur / tarikat yokuş olur

Marifet sarplık durur / hakikattır yücesi

 

Dervişin dört yanında / dört ulu kapı gerek

Nereye bakarısa / gündüz ola gecesi

 

Ona eren dervişe / iki cihan keşfolur

Onun sıfatın över / ol hocalar hocası

 

Aşık Yunus bu sözü / mahal diye söylemez

Ma’na yüzün gösterir / bu şairler kocası

 

Kaygusuz Abdal’a göre: “ Ademin başı arşıdır ve cesedi kandildir ve ruhu nurdur ki her biri bedene hayat verir:

 

Alemde karakış, Şeriat gibidir

Yaz, tarikat gibidir

Güz; Marifet gibidir

Bahar, Hakikat gibidir

 

Ve Adem dahi bu vech üzerine gelir geçer.

 

Ana rahmi, Şeriat gibidir

Cihana gelmek, Tarikat gibidir

Cihanda durmak, Hakikat gibidir.

Cihanda gitmek, Marifet gibidir.

 

İngiliz yazarı John Kingsley Birge, 1973’de yayınlanan “The Bektashi Order of Dervishes” adlı yapıtında dört kapının anlamını bir Bektaşi mürşidinden edindiği bilgilere dayanarak şöyle açıklamaktadır.

 

Şeriat: Ortaodoks Sünnilikteki yasalar

Tarikat: Gizli dinsel sistemi,n öğretileri ve pratiği

Marifet: Mistik Tanrı bilgisi

Hakikat: Gerçeği özümsemek ve yaşamaktır.

 

Birge, şekeri örnek göstererek konuya şöyle açıklık getirir: Şekerin sözlükteki tanımı şeriat; tanımının yetersizliğini anlamak tarikat; şekerin tadına bakmak marifet; ben şekerim demek ise hakikattir.”

 

Alevi mistisizminin ve Alevi öğretisindeki vahdet-i vücut / vahdet-i mevcut felsefesinin öncülerinden ve düşünürlerinden Hallac-ı Mansur (ebu’l Muğis Hüseyin bin Mansur el-Hallac el Beyzavi, Beyza/Tur 857-Bağdat 26 Mart 922), “Tavasin” adlı yapıtında, hakikata giden yolların dar; yolcunun karşısında doymaz ateşler, engin çöller olduğunu ve bu zorlu yolların kırk duraktan oluştuğunu belirtmektedir. Hallac-ı Mansur’a göre, alevin ışığı, gerçekliğin bilgisidir. (gerçeği arayan insan bu ateşin etrafında dönen pervanedir); alevin sıcaklığı gerçekliğin gerçekliğidir; onunla birleşme (tek oluş) ise gerçekliğin Doğru’sudur. (başka bir deyişle, hakikatin Hakk’ına, yani ilahi vahdete ermektir) Hallac-ı Mansur’a göre bu 40 Durak (makam) şu aşamalardan oluşur:

1.Yöntem (adab), 2. Korku (rahab), 3. Yorulma (nasab), 4. Arama (talab), 5. Şaşırma (acab), 6.Yıkılma (atab), 7.Tutku (şarah), 8. Doğruluk (nazah), 9. İçtenlik (sıdk), 10. Yoldaşlık (rifk), 11.Özgürleşme (litk), 12. Gösterme (tasvih), 13. Dinginlik (tarvih), 14. Anlama (tamyiz), 15. Tanık olma (şuhud), 16. Oluş (vucud), 17. Sayım (add), 18. Çabalama (kada), 19. Eski duruma dönme (rada) 20. Yayılma (imtidad), 21. Hazırlanma (idad) 22. Kendini yalıtma (infirad), 23. Bağlanma (inkiyad), 24. Çekim (murad), 25. Görüntü (hudur), 26. Uygulama (riyada), 27. Dikkat (hiyata), 28. Yitirilen şeyler için üzülme (iftikad), 29. Direnme (islitad), 30. Dikkate alma (tadabbur), 31. Şaşırma (tahayyur), 32. Düşünme (tafakkur), 33. Sabır (tasabbur), 34. Yorumlama (taabbur), 35. Onaylama (rafd), 36. Güçlü eleştiri (nakd), 37. Uyma (riaya), 38. İşaret alma (hidaya), 39. Başlangıç (bidaya), ? Son durak, arınmış ve gönlü temiz insanların ulaşabileceği Durak’tır. O yücelikte ben, biz veya sen yoktur; ben biz sen ve O hep biriz.

Eski Konya Valisi Cemal Bardakçı 1945’te yayınlanan Kızılbaşlık Nedir adlı yapıtında dört kapıyı şöyle tanımlar; İnsan Şeriat kapısında el oğludur. Yani bir baba ve ananın evladı, maşıdır,. O bu mertebede yalnız kendini düşünür; kendi şahsi düşünceleri, arzuları, menfaatleri peşinde koşar.Tarikat kapısında yol oğludur. Yani kendi benliğinden bir miktar fedakarlık yaparak bir mefrukuya bir zümreye bağlanır. Burada da gereken terbiye ve irşadı aldıktan sonra hakikat kapısının tokmağını vurur. İl oğlu olur, yani cemiyete devredilir. Bundan sonra ailenin de zümrenin de malı değildir. Cemiyet için düşünür onu için çalışır, yaşar. Bu makamda da gerektiği kadar duraklayan, erenlerin sohbetinden faydalanan can, marifet kapısının eşiğinden içeriye adım atar. Artık atam gök anam yerdir der, benliğinden büsbütün sıyrılır çıkar,iyiliği, kötülüğü, kahrı, lütfu bir görür. Hiçbir hadise karşısında acı ve sevinç duymaz, her şeyi eyvallah’la karşılar, hasılı varlık denizine kaybolur gider. İnsanlığın gayesi ve hedefi budur. Bu mertebeye ulaşanlara Arif derler. Bunlar marifet makamına yükselince artık kainatta Tanrı’dan başka bir varlık görmezler, her şeyi Tanrı’nın başka tecellisi sayarlar. Böyle olunca da ellerinden, dillerinden, bellerinden herhangi bir fenalık, kötülük çıkması ihtimali kalmaz, böyleleri insanlık sıfatını, vasfını kazanmış hak etmiş olurlar.

Alevi cemlerinde, özellikle ikrar ayininde, yola girmek isteyen talip ve musahip canlar, Mürşis huzurunda ve Mansur darında ikrar verip nasip alırken, her şeyden önce Dört Kapı Kırık Makam ilkelerini bilmeleri ve bu aşamalardan geçmeleri gerekir.

KIRK MAKAM

“… Kul, Çalap Tanrı’ya Kırk Makamda erer, ulaşıri dost olur. O Kırk Makamın onu, Şeriat; onu Tarikat; onu, Marifet; onu da Hakikat içindedir…” Hacı Bektaş Veli

 

I ŞERİAT KAPISININ ON MAKAMI:

1. İlim

2. İlim öğrenmek

3. İbadet etmek

4. Haramdan uzak durmak

5. Ailesine faydalı olmak

6. Çevreye zarar vermek

7. Sünnet ve cemaat; Peygamberin emirlerine uymak

8. Şefkatli olmak

9. Temizliğe dikkat etmek

10. Yaramaz işlerden sakınmak

 

II TARİKAT KAPISININ ON MAKAMI

  1. Tövbe İstiğfar etmek

  2. Bir Mürşide bağlanıp eğitim görmek; irşad olmak

  3. Temiz ve sade giyinmek

  4. İyilik etmek

  5. İnsanlık yolunda hizmet vermek

  6. Haksızlıktan korkmak

  7. Ümitsizliğe düşmemek; Allah’ın merhametine sığınmak

  8. ibret almak

  9. Hayırsever, misafirperver ve hoşgörülü olmak

  10. Özünü fakir görmek, alçakgönüllü olmak

 

III MARİFET KAPISININ ON MAKAMI

  1. Edep

  2. Bencillikten, kin ve intikamdan uzak olmak

  3. Sabır ve kanaat

  4. Utanma / haya

  5. Nefsine uymamak

  6. Cömertlik

  7. Tolerans, hoşgörü

  8. İlim

  9. Marifet

  10. Ariflik; kendi özünü bilmek

HAKİKAT KAPISININ ON MAKAMI

  1. Türab olmak (toprak olmak; alçakgönüllü olmak)

  2. Hiç kimseyi ayıplamamak; insanlara sevgi ve hoşgörü ile yaklaşmak

  3. Yapabileceği hiç biriyiliği esirgememek, elinden gelen hizmeti ve yardımı yapmak

  4. Allah’ın her yarattığını sevmek

  5. Tüm insanları bir görme; yetmişiki millete aynı nazarla bakmak; din, dil, ırk, renk ve cinsiyet ayrımı gözetmemek

  6. Birliğe yönelme; Tanrı insan ve doğayı bir görmek

  7. Gerçeği gizlememek

  8. Manayı bilmek

  9. Hakikat sırrına ermek

  10. Allah’ın varlığına kavuşmak; Hakk’ı kendi özünde, kendi özünü Hakk’ta görmek; Hak ile Hak olmak

Görüldüğü gibi, Alevi-Bektaşi öğretisinde asıl amaç, Dört Kapı Kırk Makam denilen belli eğitim aşamalarından gerçek kamil (olgun, yetkin) insan olmaktadır; ariflerin, velilerin makamı olan Sırr-ı hakikata varmaktır. Konuyu toparlarsak;

 

Şeriat dildedir, tarikat canda,

Gönül dost evidir, mihmandır anda;

Bunca velilerin mekanı kande,

Hakikat elinde seyri bildin mi?

-Kul Hüseyin-

TELEFON

0(312)-256-4464

E-POSTA

bilgi@hunkarvakfi.org

ADRES

Yenibatı mh. Şehit Mehmet Kolcu sk. Batıkent Ankara
Hünkar Vakfı © Copyright 2014, All Rights Reserved